Blog

İç iletişim dili

Hep merak etmişimdir, markalar bazen milyonlarca kişide sadakat uyandırabiliyorlar ama kendi çalışanlarında sadakat yaratmayı başaramıyorlar, acaba neden? Onlara bir şey anlatmak, hiç tanımadığınız milyonlara anlatmaktan daha mı zor? Müşterinizin nerede yaşadığını, ne kadar çalıştığını, kaç çocuğu olduğunu, kaç yaşında olduğunu, kaç para kazandığını bilmiyorsunuz ama çalışanlarınızın biliyorsunuz. Bunun gibi yüzlerce bilgi var elinizde. Hallerinden anlayabilir, dillerini çözebilirsiniz. O zaman neden konuşmayı, iletişmeyi denemiyorsunuz? Doğru dilde.

Global bir şirkette çalışan arkadaşıma iç iletişiminiz nasıl diye sordum. “Gelen bilgi e-postalarını falan mı diyorsun?” dedi. “Hayır, hayır, onlar da bir parçası elbette ama örneğin şirketin bir başarısı olunca hemen duyuyor musunuz siz?”…  “Yani ciddi bir şeyse okuyoruz gazetelerde, sosyal medyada, duyuyoruz tabi.”

Şirketinizle ilgili bir haberi niye sosyal medyada okursunuz?

Ya da gazetede?

O haberin içinde siz de yok musunuz?

Bir parçası değil misiniz başarının?

Aklımda deli sorular!

Son günlerde bir müşterimizin insan kaynakları departmanı ile iç iletişim içerikleri üzerine çalışıyoruz. Böyle bir projeyi başlatmaları çok hoşuma gidiyor. Çalışanlarına neyi nasıl ifade edeceklerini bu kadar ciddiye almaları bana gelecekteki iş dünyası ile ilgili umut veriyor. İletişim araçlarımızı kategorize ediyoruz. Çalışanların “yukardan gelen e-postaları” sevmediklerini, yaptırdıkları araştırma gösterdi. 312 kişinin çalıştığı -beyaz yaka- bu şirketin çalışanları “resmi yazışmalar” yerine daha insani dokunuşlara ihtiyaç duyuyorlar.  %75’i Y kuşağı. İK yöneticileri iç iletişimde sosyal medya platformu benzeri bir uygulamayı denemişler. Fayda sağlamamış. İnsanlar bildirimleri tıklamış ama interaktivite sağlanmamış. 

Geliştirdiğimiz projenin esası, neyi nasıl anlatacağımızla ilgili. Cümleleri tek tek sorguluyoruz. Yıllık izinlerle ilgili bir bilgi yazısı hazırladık örneğin. Yıllık izin formlarının İK’ya gelmesi ile ilgili. Sıcak bir giriş yaptık, tatile ihtiyacımızın olduğundan söz ettik abartmadan. “Hadi planlarınızı yapın, dinlenmeyi hak ettiniz.” dedik kısaca. Geçen seneki yazı, bir çeşit yasa tasarısı duygusu veriyordu. Isıttık, içine duygu kattık.

Bu deneme yazısına güzel geri bildirimler geldi. 

E-postanın yerine Whatsapp’ı deneme kararı verdik. “İK’dan mesaj var” grubu kurdular ama bu grup herkesin bayram,  seyran kutlaması yapacağı bir grup değil. Grup simgesini bile özenle seçtik. 

Şirketin basına servis etmeye karar verdiği haberler önce çalışanlarla paylaşılacak. Basın bülteni diliyle değil, iç paylaşım diliyle. Şirket çalışanları haberleri basından takip etmeyecek, zaten biliyor ve paylaşıyor olacaklar.

İçerik çalışması, çok yönlü bir projenin küçük bir adımı. Esas olan insanların birbirine daha yakın durmalarını sağlayacak, kuruma daha ait hissetmelerini sağlayacak bir dizi uygulamayı hayata geçirmek. Dil, bu uygulamaların tutkalı. 

Konuştukça, geri bildirimleri aldıkça önemini çok daha fazla anlıyorum.

Benimle iletişim kur diyor çalışanlar. Ama bunu yaparken gergin olma, bu budur deme, belki yanıt vermeyeceğim ama görüşlerime açık olduğunu bana hissettir. 

Çok basit değil mi?

Üst

Bir cevap yazın

Required fields are marked *.


Üst

İçerik ihtiyaçlarınız için: bilgi@yazanolsa.com

Özgeçmişten basın bültenine, konuşma metinlerinden portal içeriklerine kadar