Blog

İçten içe’rik pazarlama!

İçerik pazarlamanın (Content Marketing) yükselen dönemindeyiz. Aklı selim tüm firmaların pazarlama iletişim stratejilerinin içeriğinde içerik pazarlama var. İçerik üretiminin pazarlamanın ayrılmaz bir parçası haline gelmesine 25 yıllık süreçte tanıklık etmiş biri olarak, düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Başlangıçta sadece metin yazarları vardı!

Ve onlar metin yazarlardı. Ajanslardaki işimiz, müşterilerimizin ürün ve hizmetlerini en doğru anlatacak cümlelerle, reklam filmi, slogan, radyo spotu, katalog, broşür metni, mektup, gazete ilanı, basın duyurusu gibi elle tutulur gözle görülür ihtiyaçlara yanıt vermekti. 

Kreatif metinler, gövde metinleri, art direktörün şuraya iki üç satır metin gerekli dediği noktada gereken tüm içerikler… 

İletişime ilişkin bir projenin başarıya ulaşması için, iyi bir metin yazarının kaleminden çıkmış tetikleyici cümleler çok değerliydi ve metin yazarlığı “görev/komuta zincirinde” çok önemli bir yere sahipti.

Sonra işin içeriği değişti!

Metin yazarlarının işi de değişti. Bugün gelinen noktada hedef kitleye markayı anlatmak, gündelik hayatın bir parçası durumunda. Bir zamanlar bir broşür yapardınız ve basıldıktan sonra dağıtılması, yeniden üretilmesi, yeniden üretilirken ufak tefek değişiklikler yapılması uzun bir zaman dilimi içinde gerçekleşirdi. İçerik tüketimi, üretiminden yavaş ilerlerdi kısaca.

Web hayatımıza girdikten sonra web siteleri için de metinler yazmaya başladık ama o iş de zaman içinde evrim geçirdi. 

Herkes web içeriklerine sanki katalog basacakmışız gibi nihai metinler olarak bakıyordu. Hakkımızda, ürünlerimiz, hizmetlerimiz, misyonunumuz, vizyonumuz, yalandan bir İK bölümü, yanına bir de iletişim koyduk mu, iş bitiyordu.

Kefir içerik dönemi

Yani durduğu yerde çoğalmak zorunda olan…. Şimdi işte tam bu dönemdeyiz. Her şeye isim takmayı sevdiğim için bu döneme de “Kefir içerik” dönemi diyorum. 

Organik.

Sağlıklı.

Bunları, yazarken düşündüm.

İçten içe’rik pazarlamasının bana göre en önemli özellikleri işte bunlar.

Ne diyor içerik pazarlama uzmanları bir bakalım.

“Temelde, içerik pazarlaması, satış olmadan müşteri ve potansiyel müşteri ile iletişim sanatıdır. İçerik pazarlama ile marka ve ürün hakkında daha akılda kalıcı bilgiler verilebilir. Bu içerik stratejisinin özü, marka olarak alıcılara tutarlı, sürekli ve değerli bilgiler sunmaktır. Müşteriler eninde sonunda davranışları ve sadakatları ile bu stratejiye karşılık verirler.”

Bu tanım gayet açıklayıcı.

Ben buna deneyimli bir metin yazarı olarak 3-5 madde not ekliyorum.

Başka bir yazıda devam edeceğim. Malumunuz, blog yazıları belli bir uzunluğu aşmamalı:)

–  İçerik konusunun önem kazanması şahane. İşimin değer kazanmasına çok seviniyorum.

–  Aynı zamanda bir müşteri olarak, bana gelen içeriklerde genellikle “içerik üretmemiz ve bu kadını yakalamamız gerek” kaygısı seziyorum. Yakalanması öyle zor biri değilim, gerilmeyin. Duruyorum işte bilgisayarımın/telefonumun başında. Hani neredeyse her gittiğim yeri işaretliyorum!

–  Ben sizi takip ediyorum madem, siz de beni biraz takip edin. Görmüyor musunuz, neredeyse yemek yediğim tabağın fotografını paylaşıyorum! (Bunu asla yapmam, genel müşteri tanımı altında konuşuyorum şu anda)

–  Bombardıman altında kalmak istemiyorum. Az ve öz, içten ve gerçek içeriklere ihtiyacım var. O zaman sizi hemen duyuyorum. 

–  Değerleriniz beni ilgilendiriyor. Benim değerlerimle örtüşüyorsa, yine reklam kokmaması şartıyla sadakat duygumu artırabiliyorsunuz. Atıklarınız gezegeni kirletmiyorsa örneğin, rafta yerinizi buluyorum. Harcayacağım paranın sürdürülebilirlik anlamında bir faydası oluyorsa, önce sizi arıyorum.

–  Görsellerden etkileniyorum. Görsel bir çağ bu aynı zamanda… Beni kedi ile bebek ile vurabilirsiniz ama biraz daha yaratıcı olun. O kurşunlar havada uçuşuyor, kedinin bebeğin de bir sınırı var.

–  Durmayın. Gelişin. Beni kendinize içtenlikle hayran bırakın. Ne akıllı ne düzgün bu insanlar dedirtin bana. Yalandan testlerle, gördüklerinize inanamayacaksınız ucuzluklarıyla beni ilişkimizden soğutmayın.

Bakın ben, Yazanolsa.com için bir blog yazısı hazırlamak için oturdum klavyenin başına ama kendimi durduramıyorum. Oysa blog yazıları bu kadar uzun olmamalı. Bu yazının içinde hangi anahtar kelime ne kadar geçti diye bir saniye bile düşünmedim ama ölçerseniz doğru yaptığım ortaya çıkar.

İçtenliğimi kaybetmediğim sürece mesajım hedef kitleme geçer.

Nihayetinde ben de bir hizmet pazarlıyorum.

Şimdi güzel bir görsel bulacağım, yazımı önce sitede sonra sosyal medya kanallarımda paylaşacağım.

Biraz para harcayacağım okumanızı sağlamak için.

Kendi networküme ulaştıracağım.

Bazılarına özel mesaj atacağım.

Hatta başlığımı çok beğendim onu özel bir eğitim içeriğine dönüştürmeyi bile düşünüyorum.

Çok çalışmam lazım yani.

Mutlu haftalar.

Üst

Bir cevap yazın

Required fields are marked *.


Üst

İçerik ihtiyaçlarınız için: bilgi@yazanolsa.com

Özgeçmişten basın bültenine, konuşma metinlerinden portal içeriklerine kadar