Blog

Nasıl metin yazarı olurum?

Geçen sene Üsküdar Üniversite’sinde genç arkadaşlarla iletişim mesleğini konuştuğumuz bir ders sırasında şöyle bir soru geldi. “Hocam, ben metin yazarı olmak istiyorum, ne yapmam gerek?”

Sahiden, ne yapmak gerekir?

Metin yazarlığı konusunda ben bir eğitim almadım. Okuduğum tüm okullarda aldığım bir temel Türkçe eğitimi tabii ki var. Ama esas olan, şu anda evimin baş köşesindeki sandıkta duran yüzlerce defter. İlkokul bitince başlamışım, yazmışım, yazmışım, hiç durmadan yazmışım. Olanları, hayalleri, umutları, aşkları, ayrılıkları… Çalışmaya başladığım ilk gün ofiste beni bir kenarda unuttukları için, neredeyse bir defter doldurmuşum. Çalışıyor gibi görünmek, içini birine dökmek, korkuları yazarak tedavi etmek ve kim bilir başka hangi sebeplerle?..

Benim 20’li yaşlarımda bilgisayar yoktu, o yüzden kağıtlar, defterler ve hatta peçete kenarları bile var sandığımda. Uzun uzun mektuplaşmalar…

Baktım soruyu soran genç kıza, “Metin yazarı olmak istiyorsan, bugüne dek neler yazdın bir bak” dedim. Çünkü yazar için yazma eylemi, balık için yüzme eyleminden farklı değil bence. Bazıları kendilerini böyle ifade ederler ellerinde olmadan. Yazdıkça yazarlar, yazdıkça farklı biçimler keşfederler.

Öte yandan metin yazarlığı, aşk, ayrılık, vefa, cefa ve benzer duygulanımların kağıda dökülmesi de değildir. Özellikle kurumsal yaşama yönelik içerik oluşturabilmek için başka yetkinlikler de gerekir. Deneyim, eğitim, dinleme, anlama, kurgulama ve anlatabilme gibi…

Metin yazarları ne iş yapar?

Metin yazarlarının, şu ünlü reklamlardaki çekici sloganları atan kişiler olduğuna inanan bazı arkadaşlar bana e-postalar gönderiyorlar. Bu şampuan markası için şu buldum, şu otomobil markası için bunu buldum, bu konuda çok iddialıyım, sizinle çalışabilir miyim tarzında bir çok mesaj alıyorum. Evet işin bir yanında bu da var.

Önünüze bir anda, dünyanın en ünlü araba markasına slogan çalışmak düşmeyecek elbette!

Çok havalı gibi görünen işinizde, bazen Hidrolik/Pnömatik konulu bir broşürün metinlerini yazma sorumluluğunuz da olacak.

Bakakalacaksınız açtığınız dosyaya.

-Benim başıma geldi.-

İşte böyle anlarda içinizdeki araştırmacı ruh ortaya çıkmalı. Neymiş bu konu, nasıl işleniyor? En basit haliyle ne söylüyor sizden istenen kurum, marka, ürün veya hizmet? Araştırma konusunda samimi ve kararlı olun. Öğrenmeden yazmanız imkansız. Büyük resmi görün. Olayı bir anlayın. Eve servis diyet yemeği mi yazacaksınız? Niye böyle bir ihtiyaç doğmuş? Kim yemeğini eve servis ister? Dünyada ve Türkiye’de bu konuda neler yapılmış? Müşteriniz ne istiyor? Onun müşterisi ondan ne bekliyor? Hidrolik/pnömatik mi konunuz? Nedir bu? Nerelerde kullanılır? Dünyada neyi kolaylaştırır?

Olayımız nedir?

Komik bir soru ama çok doğru. Bu içeriği oluştururken olayımız nedir sahiden? Bütün yönleriyle…

Bu aşamayı tamamladığınızda, yani olayı anladığınızda, diğer yetkinliklerinizi kullanmaya başlayabilirsiniz. Müşteriler meraklı ve konuyu doğru analiz edebilen insanlarla çalışmayı severler. Açıkçası benim en sevmediğim iletişimci tipi, “Siz bana tüm dokümanları ve içeriği verin, bakalım neler yapabileceğimize” diyenlerdir. Elbette, teknik bazı konularda müşterinin bilgisi ve teknik desteği önemlidir ama içerik, o teknik desteğin ve bilginin üzerine sizin tarafınızdan inşa edilir. Hangi faaliyet alanına yönelik iş yapıyor olursanız olun, ne yaptığınızı bilmeniz gerekir.

Bu, iletişimcileri herkesten ayıran önemli bir farktır. Herkes kendi işini öğrenir ama iletişimci, servis verdiği tüm işleri öğrenmek zorundadır. Bir gün mobilya konusunda çalışırsınız, ertesi gün önünüze bir yazılım firması gelir. Beş benzemez markaya, aynı gün sunum yapmak, fikir vermek, genel olarak hizmet vermek işinizin bir parçasıdır. Bazı iletişimciler veya içerik uzmanları, kendilerine bir uzmanlık alanı seçip o konuda sivrilme yolunu seçiyorlar. Bu mümkün ve doğru bir yöntem ama her zaman geçerli olmayabilir.

Bu yazı anlıyorum ki uzar gider. Söylemek istediğim ise hadi ben metin yazarı olayım demenin, üniversite seçimi yapmaktan çok da farklı olmadığı. Yolun çok başı yani… Çok okudunuz, çok çok yazdınız bugüne dek, meraklısınız, işinizi ciddiye alıyorsunuz, isteğiniz var.

Tamam o zaman, umut da var.

Hem de kocaman bir umut.

Üst

Bir cevap yazın

Required fields are marked *.


Üst

İçerik ihtiyaçlarınız için: bilgi@yazanolsa.com

Özgeçmişten basın bültenine, konuşma metinlerinden portal içeriklerine kadar